MÜHENDİSLİK EĞİTİMİNİN BUGÜNÜ ve GELECEĞİ ÜZERİNE

Sevgili meslektaşlarımız,

Mühendisler akademik çalışma ve araştırma geliştirme faaliyetlerinin yanı sıra, sistemlerin, alt sistemlerin, bileşenlerin, yapıların, kavramların, makinelerin, cihazların ve süreçlerin tasarımı, geliştirilmesi, yapımı, imalatı ve bakımı ile ilgilenirler. “Sorunlara bilimsel ve matematiksel prensipler uygulayarak; kaynakları toplum, doğa ve insanlık yararına optimum çözümler üretmek için kullanmak” mühendisliğin tanımlarından biridir. Mühendisliğin temelinde matematik ve geometri bilmek yatmaktadır ve standart mühendislik formasyonu matematik, fizik ve kimya bilimlerinin üzerinde yükselen meslek disiplini eğitimi ile tamamlanır. Mühendisler, bir çalışmanın ya da uygulamanın nasıl yapıldığını bilmek kadar neden yapıldığını da bilmek durumundadır, bu nedenledir ki güçlü bir teorik altyapı zorunluluktur. Mühendislik eğitiminin sonucunda analiz ve tasarım becerisi, optimizasyon, öğrenme ve kendi gelişimi içselleştirme, zamanı, bütçeyi iyi kullanma gibi temel özellikler mühendislik formasyonunun olağan özellikleridir.

Ülkemizde, üniversite eğitiminin ticarileştirilmesi başlı başına bir sorun olarak ortada durmaktadır. Ticarileşen eğitimde, aynı sınıfta sınav başarı derecesi çok iyi mühendis adayları ile göreceli olarak daha düşük başarı düzeyindeki adayların aynı sınıfta standart bir eğitim almasını sağlamak neredeyse imkansızdır. Bunun yanında, uluslararası düzeyde bilimsel özerkliği ve niteliği uzun zamandır tartışmalı olması mezun olan mühendislerimizin iş olanaklarını kısıtlamaktadır. Bu sorunların üzerine ortaöğretimde integralin de hafifletilmesi mühendislerimizin uluslararası düzeyde kabul edilebilirliğini ciddi oranda riske atmaya adaydır.

Ortaöğrenimde alınan matematik sonrası ileri matematik temelli derslerle desteklenen elektrik, elektronik, biyomedikal ve kontrol mühendisliği eğitiminin endüstriyel uygulamaları iyi öğrenmelerini savunmak adına yüksek öğrenimde yapılması düşünülen değişiklikler felaketin ayak sesleridir.

Öncelikle, ülkemizde mühendislik kavramının bilimsel ve makul karşılığı bilinmemekte veya çarpıtılmaktadır. Yeni mezun mühendislerin mesleki uygulamalar konusundaki pratiklerinin ve deneyimlerinin “yetersiz” olduğu iddiası mühendislik kavramının reddi anlamını taşımaktadır, çünkü mühendisler usta, formen veya teknisyen gibi ara eleman görevlerini yerine getirmek için değil analiz, tasarım, geliştirme, çok katmanlı yönetim (zaman, bütçe, ekip, teknoloji vb.) gibi birden fazla göreve odaklı olarak görev almanın yanı sıra meslek alanlarında yaşanan gelişmeleri takip ederek kendilerini ve bağlı ekiplerini bu yeniliklere uyarlamakla görevlidirler. Dolayısıyla, mühendislerin pratik beceri kazanmasını değil mühendislik yapabilecekleri akademik altyapı ile donatılmasını sağlamak akademinin asli görevidir.

Önümüzdeki öğrenim yılında (2026-2027) yapılaması düşünüldüğü basına yansıyan, her yıl 3 dönem olacak şekilde eğitim süresini 3 yıla düşürme projesi bilimsel olmaktan ziyade diploma ticaretine aracılık etmek anlamına gelecektir. Eğer bu doğrultuda yapılacağı söylenen değişiklik gerçekleşirse hem akademik kadroların hem de öğrencilerin tatil yapma ve dinlenme olanakları kalmayacak, hem de bu yorgunluk eğitim verenlerin ve alanların etkinliğini ciddi oranda düşürecektir.

ABD, İngiltere, Avrupa Birliği Ülkeleri, Japonya vb. ülkelerde farklı modeller ve eğitim süreleri bulunmaktadır. Bazı ülkelerde 3 yıllık mühendislik eğitimi bulunmakta ancak bu ülkelerdeki önkoşul ülkemizde olduğu gibi integralin bile (ki mühendislikte çok katlı integral ve diferansiyel denklemler yaygın olarak ihtiyaçtır) kaldırıldığı bir orta öğretim değil yoğun ve yeterli bir temel bilimler zorunluluktur.

Ülkemizde, teknik eğitim ve istihdam politikalarının bulunmayışı, üniversite eğitiminin nitelik ile değil nicelik ile ölçülmesi, eğitimin salt bir diplomaya indirgenerek mühendisin sosyal-kültürel gelişiminin ve ihtiyaçlarının yok sayılması ya da köreltilmesi doğru bir yaklaşım değildir. Açılan özel üniversitelerin büyük bir kısmı üniversite kampüsü gibi değildir, salt beton binalardan oluşmaktadır.

Yüksek Öğrenim Kurumu’ndan beklenen, her yıl daha fazla mühendisin ne pahasına olursa olsun mezun olmasını sağlamak değil;

  • Uluslararası düzeyde kabul edilebilir nitelikte, bilimsel, özerk bir akademik eğitim verilmesini sağlamak,
  • Ülkemizdeki mühendis ve ara eleman ihtiyacını belirleyerek, ihtiyaçlara oranlı mühendis kontenjanları belirlemek,
  • Mühendisliğin toplumsal refah, ülkemizin teknolojik seviyesinin göstergesi, yaşanılabilir bir çevre, sağlıklı yapılar, teknolojik sistemlere sahip olma, can ve mal emniyeti bakımından önemi dikkate alınarak mühendislerin eğitimine gereken önemi vermesi,
  • Yeni yıl için önerilen yöntem ile mühendisleri ara elemanlaştırmak yerine ara eleman yetiştirmeye yönelik eğitimler programlamak,
  • Sosyal medyada boy boy görülen ve birkaç haftada “mühendislik sertifikası” verdiğini iddia eden kuruluşlara engel olmak ve caydırıcı yaptırımlar getirmek,

DEMOKRAT MÜHENDİSLER, meslektaşlarımızın ve meslek alanımızın bugün geldiği teknolojik karmaşıklık düzeyi, yeni ve hızla gelişen teknolojilere uyum ihtiyacı, çok disiplinli uygulamalar, mühendislik uygulamalarının hayatımızdaki yeri gibi birçok parametreyi göz önüne alıyoruz. Bu çerçevede yapılmak istenen değişikliğin bize yansıyan haliyle uygulanmaktan uzak olduğunu ve ciddi bir gözden geçirmeye ihtiyacı olduğunu vurgulamak istiyoruz.

DEMOKRAT MÜHENDİSLER, Şube Seçiminden hemen sonra Mühendislik Eğitimi konusunda ilgilileri bir araya getirip detaylı bir tartışma ortamı yaratmak için çalışmalara hemen başlayacaktır.

Sevgi, Dostluk ve Dayanışma dileklerimizle,

DEMOKRAT MÜHENDİSLER

DEMOKRAT MÜHENDİSLER